Godfrey’nin Workshopından Alıntılar

İstanbul’dan ayrılmama çok az bir zaman dilimi kaldı. Tam bir hafta sonra uzun bir dönem burda olmayacağım. Tamtamına nerdeyse 2 ay. Heyecanlıyım. Biraz keşfetme, biraz yenilenme, biraz beslenme, biraz şaşırma, biraz soluklanma, ve bütün bu süreç içinde biraz yoğrulmaya ihtiyaç duyuyor tüm hücrelerim.

Godfrey’nin Fransa da vereceği eğitime katılacağım: – Kalbimi ve zihnimi olabidiğince meraklı bir şekilde açık tutmayı arzulayaraktan. Başlangıç zihnine davet ederekten kendimi – Arkasından da Italya’da her zaman için çok sevdiğim ve hep biraz çalma pratiği yapmak istediğim harmonium ve kirtan (chanting) atölyesine gidiyorum. Ve bütün bu keşif yolculuğunda yanımda bir yol arkadaşım olucağı için (Özge) ayrı bir mutlu ve heyecanlıyım. Bakalım bizi nasıl süprizler bekliyor?

Gitmeden önce aranızdan birkaçınıza verdiğim sözü yerinde tutmak istedim. Godfrey burdayken kalemimi susturamadan ağızından dökülen her hissi, kelimeyi, paylaşımı yazmaya çalıştığım notları bir ara getirdim. Ama sizden bir af diliyorum. Aynen sanki konuşur gibi yazdım. Edebi bir dile çevirmedim. Türkçemizi çok güzel kullanmadım, kullanamadım. Olduğu gibi paylaştım. Geldiği gibi.

Godfrey’nin bu seneki ziyaretinden alıntılar:

“Zihin meşgul olduğu zaman, herşey çok karmaşık gözükebiliyor. Zihnin sakinleşmesi gerekir. Zihni sakinleşmeye davet edebilirsin. Zihni rahatlatabileceğin bir yer bedenin.

Eğer zihin beden ile uyumlu bir şekilde çalırsa, zihin verimli olabilir. Bu yüzden yoga yapıyoruz: kim olduğumuzu bulmak için. Derin anlamda öz benliğimizi tecrübe etmek için yoga yapıyoruz.

Sevgi senin bir uzantın. Doğamızın bir ifadesidir sevgi ve vermek. Kendi özümüz sevgi ve vermektir.
Nefes alabilen herkes yoga yapabilir.
Subtile hislere ve ufak hislere getirmek. İlk başta bizi cezbeden büyük hareketler bizi içeriğe almak içindi.
Doğamızın cömert ifadesidir sevgi.
Yoga kendi öz benliğimizi bulmak için bir araç : sevgi , cömertlik ve vericilik.

Yoga kendinle tekrar karşılaşmana yardımcı oluyor.
Görmeyi unutuyoruz. Aslında herşey vermektir. Ama bunu görmeyi unuyoruz. Elde edemediklerimizi görmeye başlıyoruz. Hayat bir verme, bir paylaşma ziyafeti. Doğamızda paylaşmak var. Bunu ne öğrenmemize, ne öğretmemize ihtiyaç var.

Ama ne yazık ki çoğumuz, zaman içinde belli koşullandırmalarla bunu unutuyoruz, azaltıyoruz. Acaba paylaşırsak canımız yanacak diye mi düşünüyoruz?

Bazen de bizimle paylaşılanları göremiyoruz. Tam olarak ne istiyorsak, bekliyorsak, o olduğunda aa bu paylaşımdır diyoruz. Ama kafamızdakinden farklı bir şey bize verildiğinde, fark etmiyoruz bile. Sadece hayatta elde edemediklerimize odaklanıyoruz.

Oysa her tarafımız paylaşımla dolu. Bir gül bile kendi güzelliğini, kokusunu paylaşıyor, sunuyor. Bize paylaşma doğamızı hatırlatıyor.

Halbuki yaşam bir verme şöleni. Büyük bir zorluk bunu tekrar hatırlamak, kim olduğumuzu hatırlamak.
Yoga oldugumuz sevginin bonkorlugu ile yasama olasılıklarını arastırma. Zamanla bu sevgiyi ifade etmekte daralıyoruz ve yoga pozları daralmaları acmaya davet sunuyor ki daha cok severek daha cok ozgurleselim. Sevmek artik ozel birsey olmaktan cıkıyor, dogallıgımıza dogru….Bedenine gerçek doğasını göstermesini sor sana gösterecektir ama ilk önce karanlık tarafların ve korkularınla yüzleşmek durumundasın.

Korku ve ölüm yılların şartlandırılması. Ne kadar kaçarsan o seni şekillendiriyor. Ama gerçekten karanlığa bakarsan o ikilem bitmeye başlıyor. Olduğun yerde kalabildiğin ve olduğun gibi olabilmen ortaya çıkıyor. Karanlık taraflarımızla samimi olmamız önemli. Karanlıklarımızla yüzleşmeyi öğrenmek sonrasında büyük bir rahatlığa yol açıyor.

Acı – karanlık

Acıdan kaçmak zorunda değilim.
Acıyla yüzleşmek ve hislerle samimi olmak kaçınılmaz bir davet aydınlanmış karanlığa doğru.
Olanı olduğu gibi şeffaf bir şekilde görmeye davet hafif ve açık bir kalp ile.

Yoga pozları uygulaması daralmayı açmaya bir davet. Daha özgürce cömert olalım ve daha dolu dolu sevelim. Sevmek doğal bir hale bürünüyor. Sevgi herşeyi dahil ediyor, sadece alabileni içermeyi.

Yoga uygulaması sayesinde kendimizi sevgi olarak tanımlamamız mümkün. Sevgi diye bir fikir bile gelişmiyor. Sevgiyi düşünmez hale geliyorsun, sevgi doğal olarak akıyor. Hayat çok basit bir süreç.

Kendini ifade etmenin dayanılmaz tutkusu bu hayatın hücresel boyutunda var. Bizim hayatımızın temeli hücrelerden oluşuyor. Hayat hücresel yaşamın zekasına dayanıyor. Hücre zararlı olanı bedenden atıyor. Tehlikeden uzaklaşıyor. Açığa gidiyor. Hücrenin zekası acıyı ve zevki ayırıyor. Tehlikeli olan herşey acı, besleyici olan herşey ise zevk. Acı ve zevk mekanizması hayatın zekası. Ayırımı yapmak bir zeka ve bu yeteneği kaybeden hücre ölü gibi veya ölecektir kısa zamanda. İnsan yaşamında bu zeka sofistike olmaya başladı. Zamanla ön beyin zekasını yarattı. İyi kötü – yanlış doğru. Hayvanlar bunu yapmıyor. Hayvanlar sevmek – sevmemek veya acı ve zevk diye ayırım yapıyor. Moral kodları yok. Felsefeleri yok. Sınırlar konusunda kararlar vermiyorlar. Biri çizgiyi geçerse ya savaşıyorlar ya da kaçıyorlar. Bu insan uygarlığı diye adlandırılıyor. İnsan yaratıcılığının muhteşemliği. Hayat inanılmaz. Hayat yaratıcılığımızı redetmeden ve muhteşem zekayı acı ve zevk ayırımını hücresel boyutta yapabiliyor olmanın üzerine yatıyor.

Yoga uygulaması bu hücresel zekaya dayanmalı. Zihin beden zekasına teslim oluyor. Ama teslimiyet yüceltmek ve bedenden öğrenemek. Yoga pozisyonlarını bedenin zekasıdan öğreniyoruz. Hayatın zekası her hücremizde kendisini ifade ediyor. Bu zeka bedenliğe içsel bütünlük ve dürüslük veriyor. Herşey beraber bir bütün olarak çalışıyor. Herşey etkili olarak çalışıyor. Bedenin her şekilde etkili olması bütün tarafından gerçek hale geliyor.

Beyin kordonu : kan analize ediyor, oxgen karbondioksit oranı kaslar ve metabolizma herşey bir bütün olarak çalışıyor. Kasların kısalması , oxgene bağlı havayı nasıl soluduğumuza bağlı. Anatomik bilgi ikincil birşey. Yoga yapmanıza yardımcı olmaz. Sadece bilgi satmaya yardımcı olur. Kaslarını kontrol etmeyi bilmezsen bile hangi kaslar ne zaman devreye giriyor zaten beden bunu yapıyor ve bu bedenin bütünlüğünün bir ifadesi. Yapabileceğin birşeyi düşündüğünde bedenin onu yapıyor daha önce yaptıklarını temel alaraktan. Yoga pozu uygulaması bunun açık bir anlayışı üzerine temel almalı. Bir beden daha önce yapmadığı birşeyi yapmasını nasıl öğrenebilir. Ve hangi zeka bunu kullanmayı . Somatik hücresel zeka, ön beyin zekasına dayanmıyor. Beyin ise bu zekadan öğreniyor. Bütün bedenin bir zekası var. Yoga pozu uygulaması vasıtası ile bu zekayı uygulamayı öğreniyoruz. Bedene değil sadece zihnini de yaptıkların içın kullanabilirsin. IQ çok yüksek olabilir. Ama hayatlarında kaybolmuş olabilirler. Hayatını yaşamanı kılan zeka somatik zeka. Şimdi yaptığınız herşey motor ve yapısal kaslarınla sinir ve kas sistemi vasıtası ile yapıyor. Bunlar doğumdan önce gelişiyor.Empryo rahim içinde hareket ediyor. Bütün bu kaslardan geçen sinir aktive oluyor. Dolaylı ve dolaysız rahimde tecrübe ettiklerine dayalıdır. Bir süre sonra bedenin kasları tepki göstermeye başlıyor duyduğu annenin sesine. Onun sesine dans edicen ömür boyunca. Düşünce düşündüğünde o düşünceyi sözcük haline getirecek kaslar ve sinirler ufak bir uyarı alıyor. Yüzünün tamamen gevşemesi o yüzden zor. Herşeyle alakası var. Yoga ile alakası ilk olarak :

1- Hiç yapmadığımız birşeyi yapmak için çok kez başarısız olmamız gerekiyor. Beden böyle öğreniyor. Mesela çocuk kendi koordinasyonunu sağlıyor, çocuğun kendisini geliştirmesi gerekiyor. Başarısızlık zihne bir kavram beden için bir başarısızlık yok, beden için uzun bir süre de olsa bir öğrenme süresi var.

2- Önce sinirlerin sinirlerin kastan geçen yollarını öğrenmemiz gerekiyor. Ne kadar çok yaparsan o kadar daha kolay yapıyorsun. Bir eğitim aslında şekille ilgili değil. Sadece şekil ve hareket olamaz. Her yoga pozisyonunun içindeki her hareketi zaten yapıyorsun: eğilmek, sağ sola dönmek, Herşeyi bütünlük ile yapmak zor. Bu bütünlük yoganın özünde yatar. Herşeyi o bütünlük içinde yapabilmek. Yani etklli bir davranış olması, zararsız olması, ve daha önemlisi bedenin bölünmez bütünlüğü içinde oluşuyor olmazı her davranış bütün beden tarafından destekleniyor. Beden besleniyor o davranış tarafından Yoga poz uygulaması bir yere varmak için kullanmıyoruz. Asanaslar bedenin bütünlüğü içinde olduğun sevgiye varmanın bir daveti. Ve yoga kültürel bir faaliyet değil. Bir çaba olmamalı, bir araştırma, bir sürü seviyesi olan bir araştırma. Daha özgür ve daha tam kendim olabilir miyim ve bu hayatın temel güdüsünden yola çıkıyor. Varolma ihtiyaçı, ifade etme ihtiyaçı. Araştırmanın kökünde olmalı bu . Bu bir araştırma nasıl daha özgür ve bütün olabilirim. Ve o zaman yoga daha farklı bir boyuta geçiyor. Daha bütünsel olarak varolabilmek zaten varolduğun şeyi olabilmek, sevginin bir ifadesi. Araştırma demek birşeyin peşinde koşmuyorsun ne sana geri gelirse ona açıksın demek. Yoksa bu dürüst bir araştırma olmuyor.Zihin diyor git matinin üstüne yoga yap sonra tersine dönüyor zihnin isteği değil bedenin isteği önemli .

3- Eklemleri beslemek önemli. Eklemler de basit bir dil ile konuşuyor. Acı ve zevk mekanizması üzerine dayanıyor. Çok kısık veya yüksek bir sesle söylüyorlar. Kasların eklemlerin sevmediği birşey yapınca eklem hayır der acı yarıtarak. Yoga pozu uygulaması bir zevk olmalı. An ve eklem içinde kasların hareketine bir tepki olarak. Zihin bedenin dediklerini yorumlayabiliyor ama yanlışda yorumlayabiliyor. Doğru yorumlayabilme kabiliyeti ile kalalım : acı : baskı
Bu eklemi nasıl açabilirim acıdan kurtarmak için bedeni. Beden zevk hissetsin. Alan yaratmak. Herşeyin alana ihtiyaçı var. Hepimiz kendimizi ifade etmek için alana ihtiyaçımız var. Eklemlerin de, organlarında alana ihtiyaçı var. Bu alanı uzamanın dinamiği ile yaratabiliriz. Bu alanı kasların kısalması ile yaratırız. Bu çelişkiden kaçış yok. İki tarz uzama var : Uzama ve genişlemek. Uzayabilecek ne varsa uzatmak, genişleyebilecek ne varsa genişletmek. Bedenin muhteşem bir zevk alır an içinde sinir sisteminin verdiği bir zevk. Yoga pozları içinde sinir sistemi ifade ediyor. Hepimizin kendi duruşu var bunun temelide sinir sistemi ve bedenin ihtiyaçı için sinir sistemini geliştirmek gerekiyor. Ana eklem bel en önemli eklem bel. Yoga pozları gerekli bir araştırma olmalı bedenin ihtiyaçlarına dair aktif bir araştırma pasif değil.
Uzatmak ve genişletmek bütün eklemlere destek veriyor, besliyor. Leğen kemiği ve göğüs kafesi arasındaki ilişkiyi belirlemek önemli. Ulola tekrar hareketleri ile öğreniyorsun.

Yoga özgürlüktür ve kendine sadece kendin yardımcı olabilirsin. Tek bildiğin şey hissettiğin şey. Herzaman hislerinize göre gidin. Zevk hissetmelisin subtile bir zevk hafif ve ufak. Bedenin inceliklerine ve subtile derinliklerine giden ileri derecede bir öğrenci demek.

Bedenin zekasını ve bütünlüğü dinleyip eforsuzlukla gitmek. Yumuşak bir sinir sistemi geliştirmek daha iyi. İtmeye gerek yok. Zaten açabildiğin kadar açılıyor.

Zihin iki şey için var:
Araştırmak ve zevk almak için .
Kararları veren kalbin zihnin değil. Zihin araştırmayı yapıyor.

Her davranış bütünlüğün bölünmezliğidir. Bütünlüğün bölünmezliği davranıyor. Biz sadece bu davranışın aletiyiz. Aletin muhteşemliği, zihin ve sinir sisteminin sofistikasyonu sayesinde yapan bizmişiz gibi zannediyoruz ve zannetmek zorundayız… i am not the doer, he is not the doer. God is pouring god into god:))

Patanjalinin yoga sutraları sadece bir harita gerçeğin doğasını anlatmaya bir çaba değil ve bir haritanın problemi o alana hiç girmediysen hiçbir işe yaramıyor.
İnsan varoluşunun temelinden bahsediyor ve semboller bu haritada kelimelerden oluşuyor. Ve bu kelimeler çok zengin . İletişim fakir kılıyor. Ortak bir tecrübe olmalı. Sevgi kelimesi çok zengin bir kelime. Patanjalinin tam dediğini bilemeyiz. Gerçekten Patanjaliyi anlamamız için kendi kendimize araştırmamız gerekiyor. Basit değil. Nasıl hayatı deneyimliyorsun ve hayatın ıstırabı nedir hiçbirşey bizi tehdit etmediği zaman bile. Yoga sutraslara farkındalığın dönüşümü açısından bakıcam. Patanjali yogayı farkındalığın dönüşümü olarak sunuyor. Yogayı daha açık algılayabilmek diye sunuyor ve bir aydınlanma yolu olarak sunuyor. Fabrication yolu değil yoga. Yoga zihni daha iyi hale getirmek değil veya bedenini kontrol etmek değil ya da zihnin . Doğamızla daha samimi hale gelmektir yoga. Açıkca ne olduğumuzu görmektir. Farkındalığımızın dönüşümü. Değişen senin görüş açın.

Bilinç her yerde. Tabiki evren bilinçli. Yoga ahlakla ilgilenmiyor. Daha bir insan olmakla ilgilenmiyor. Sadece bir harita. Bilinç insanoğlu tarafından nasıl işleniyor. Kendimiz vasıtası ile kendini ifade eden bilinç. Bilinç nedir : Bir zeka var hayatta Hayat ve yaşam bilinçtir kendisi. Ahimsa duyarlılık. Duyarlılık bilinçin zekasının temel ifadesidir. Duyarlı olmak yoganın temeli değil hayatın temelidir. Yoga yaşam hakkındadır. Ama duyarlılık yeterli değil yaşamın devamı için ayırım yapabilmesi gerekiyor. Satya: Kimyasal bir süreç, bir hücre gerçeği söylemek durumunda neyle karşılaştığı hakkında, yoksa ölücek. Asteya: Açık ve dürüst olması gerekiyor. Dürüst ve duyarlı olması için ve hayatı, dünyayı uzakta tutma, dünyanın içine girmesi gerekiyor. Samimiyet Brahmacharya ve bonkörlük aparigraha . Duyarlılık, dürüstlük, açıklık, samimiyet ve bonkörlük ahlaki etik presipler değil. Bu 5 temelin içinde bilinç kendini ifade edebiliyor. Bilinç herşeye karşı açık, Herhangi bir şekilde farklı göstermeye gerek yok. Mesela herkes yalan söylüyor hatta çoğu zaman bilinçsizce. Her şeyden önce duyarlı olmaya ihtiyacımız var. Hissedebilmeye, uyarılmaya… Zaten duyarlılık hayatın temelinde yatıyor. Ancak duyarlılık yeterli değil tek başına. Yaşadıklarımıza, kendimize karşı dürüst olmamız gerekiyor. Tabii duyarlı ve dürüst olabilmek için doğal olarak açıklık gerekiyor. Yani dünyaya karşı duvarlar örüp değil, onu açık kalplilikle içeriye davet etmek. Bunları yaparken hem kendimize hem çevremize karşı samimiyetle yaklaşırken, aynı zamanda beklentiye girmeden bonkör olmak, paylaşmak gerekiyor.
Ve çok kritik bir nokta… Bunları – yani duyarlılık, dürüstlük, açıklık, samimiyet ve cömertliği – etik, ahlaki prensipler olarak değil, bilincin kendisini ifade şekli olarak anlatıyor.

İki muhteşem zeka var:
Somatik zeka : bedenin zekası
Beyin zekası : cognitive zeka , düşünsek zeka, bilinçsel zeka.
Bilinçin zekası : duyarlı, açık, bonkör, dürüst olabilmenin zekası

Izdırap nedir : insanlar ızdırap içindedir. Her insanın sonu var bu üzücü olacak. Ne kadar çok seversen, o kadar çok üzüntü çekersen. Hayatın doukhasından kaçabilirsin. Doukha takılmış aks anlamına geliyor. Kendini ifade edebildiğin sürece iyi hissediyorsun kendini. İfade edemezsen kötü hissedersin. Kendimiz olamamaktan gelen ızdıraba gerek yok. Kendimizi tanımamız gerekiyor. Yoga kendini derinden tanıma, olduğu gibi açık net görüp ne oluyorsa içinde yüzleşmek. Aslında herşey senin içinde olup bitiyor. Yoga gerçekten orda olanı açıkça algılayabilme araştırması. Bir beyin için düşünmemek daha kötü birşey olamazdı. Çoğu düşünme bilinçaltında oluyor. Çok az düşünce bilinç üstünde oluyor. Bilinçaltı bilinç üstü oluyor. Algılamanın doğasını anlamak gerekiyor. Patanjali hayatı seven biri. Derin bir samimiyetten bahsediyor. Yoga ve meditasyon zihin ile samimi olma süreçi ki aks çözülsün ve takılmasın. O samimiyet yolu içinde özgürleşmeye başlıyorsun. Sadece bir bakış açısı. Evrende yol göstermek için gerekli olan araçlar. Nedir hayat : hayat hissettiklerimizdir. Asıl önemli olan deneyimlerin ve hissetiğindir. Daha derin bakınca aks dönmeye başlıyor. O benim demiyorsan içinde ne varsa onu görüyorsun.

Zevk farkındalığımızın kalitesinde , nesnede değil : samimi olalım .”