Elie Faure

Man is no longer at the center of life. He is no longer that flower of the whole world, which has slowly set itself to form and mature him. He is mingled with all things, he is on the same plane with all things, he is a particle of the infinite, neither more nor less important than the other particles of the infinite. The earth passes into the trees, the trees into the fruits, the fruits into man or the animal, man and the animal into the earth; the circulation of life sweeps along and propagates a confused universe wherein forms arise for a second, only to be engulfed and then to reappear, overlapping one another, palpitating, penetrating one another as they surge like the waves. Man does not know whether yesterday he was not the very tool with which he himself will force matter to release the form that he may have tomorrow. Everything is merely an appearance, and under the diversity of appearances, Brahma, the spirit of the world is a unity… Lost as he is in the ocean of mingled forms and energies, does he know whether he is still a form or a spirit? Is that thing before us a thinking being, a living being even, a planet, or a being cut in stone? Germination and putrefaction are engendered unceasingly. Everything has its heavy moment, expanded matter beats like a heart. Does not wisdom consist in submerging oneself in it, in order to taste the intoxication of the unconscious as one gain possession of the that stirs in matter?

Elie Faure

İnsan artık hayatın merkezinde değil. Kendisini ona form vermek ve onu olgunlaştırmak için yavaşça yerleştirmiş tüm dünyanın o çiçeği değil artık. Her şey ile karışmış durumda, her şey ile aynı düzeyde; o, sonsuzluğun bir parçası, sonsuzluğun diğer parçalarından ne daha fazla önemli, ne daha az. Toprak ağaçlara geçer, ağaçlar meyvelere, meyveler insan ya da hayvana, insan ve hayvan toprağa; hayatın sirkülasyonu, içinde yutulmak ve tekrar ortaya çıkmak üzere birbiri üzerine binen, titreyen, içiçe geçen anlık formların oluştuğu karışık bir evreni sürükler ve pekiştirir. İnsan daha dün, maddeden form üretmek için yarın kullanacağı araç olup olmadığını bilmez. Her şey sadece bir belirmedir, ve bu belirmelerin çeşitliliğinin altında, Brahma, dünyanın ruhu ise bir birliktir. Bu birbirine karışmış formların ve enerjilerin okyanusunda kaybolmuş insan, bilir mi hala bir form mu yoksa bir ruh mu olduğunu? Bu önümüzdeki şey düşünen bir varlık mı, yaşayan bir varlık hatta, bir gezegen ya da taştan kesilmiş bir varlık? Her şeyin bir ağır anı vardır, genişlemiş madde bir kalp gibi atar. Bilgelik, maddenin için kaynayan güce hakim oldukça, bilinçsiz olanın sarhoşluğunun tadına varmak için maddeye dalmakta yatmaz mı zaten?