Angoulemedeki Düzen

Yaklaşık 2 haftadır burdayım. Fransa’nın Angouleme adlı şehrine yarım saat uzaklıkta Charras adlı bir köyündeyim. Bu köye yerleşmiş bir İngiliz ailenin çiftlik evi diye adlandırabileceğimiz bir evindeyim. Godfey ile toplam 5 hafta çalışmaya geldiğim yer doğa içinde bir yer. Ve burdaki yaşam doğaya en az zarar verme düzeni içinde oluşturulmuş. Dışkımızdan tutun yemeklerimize kadar olabildiğince herşey kompost ediliyor. Makrobiotik bir yeme düzeni içinde sağlıklı ve şifalı bir beslenme biçimi içindeyiz. Ve tam 22 kadın komün bir hayat içinde yaşamaya başladık. Dünyanın çeşitli yerlerinden gelen kadınlar : Çek, İsveç, Türk, İngiliz, İrlanda, İspanyol, Hırvat, Amerikan kadınlar… Ve bütün bu çeşitlilik içinde aynı olduğumuzu görmek ve hissetmek beni çok etkiliyor. Yaş farkı da olsa, kültür farkı da olsa, dil farkı da olsa aynı endişeler, aynı duygular, aynı sorumluluklar ve aynılıkları paylaşmak…

Ve hepimizi bir araya getiren ise Yoga ve tabii Godfey’nin muhteşem yoga ve hayat tecrübesi ve eğitimi. Yoğun bir yoga süreci içine girdik. Bu kurulmuş düzen içinde her sabah 7.15 gibi yoga çadırının içine yerleşip sabah ilk kendi pranayama uygulamamamızı yapıyoruz saat 8′ e kadar. Ve o süreç içinde herkes yavaş yavaş yoga matleri üzerinde yerlerini almaya başlıyor. Saat 8 gibi Gofreynin sesi ile hepimiz çocuk pozuna giriyoruz. Ve hem kendi hislerimizin içinde olup hem de bu beraberlik çok büyülü bir hissiyat. Ve yaklaşık 11′ e kadar yoga pozları uygulaması yapıyoruz. Gofrey gerçekten inanılmaz sade ve derin bir kelime haznesi ile bizi yönlendirdiği dersler çok meditatif. Her yaptığımız kimi zaman 30 dakikalık savasanada derin bir gevşeme ile yarı uyku yarı uyanıklık hal içinde tamamen yok olduğum hissine çok kapılıyorum. Sonrasında küçük bir kahvaltı ile Gofrey’nin konuşmasına kapılıyoruz. Hergün yeni bir ana başlık altında Gofrey’nin aydınlatıcı ve ilham verici konuşması kalbime en derinden dokunan anlar oluyor. Saatlerce adeta orda o şekilde kalıp oturabilirmişim hissine gittiğim anlar. Gofrey’nin inanılmaz kuvvetli bir anlatım gücü var. Söz sanatı bir o kadar yalın, sade, anlaşılır ve etkileyici. En karmaşık gibi gözüken konuları basitleştiriyor, en çekinebileceğin konuları rahatlaştırıyor ve bu retorik içinde adeta hipnoz edilmiş bir şekilde gözümü dahi kırpmadan Godfrey’i dinlerken ve günlüğüme ağızından dökülen her kelimeyi aktarmaya çalışırken buluyorum kendimi…Ve bu anlatım sonrası saat 1’e kadar Gofrey o sabah gördüğümüz yoga pozları grubunu daha ayrıntılı bir şekilde işlemeye başlıyor.

1 – 4 arası ise boş zaman. İlk önce acıkmış bir şekilde öğlen yemeği etrafında buluşuyoruz. Makrobiotik yemek belirtmem lazım belki birkaç gün yemeğe alışmakla geçti ama gerçekten hele hele yeni isveçli ahşının gelmesi ile çok lezzetli. Daha çok buydaygil, fasulye ve sebzelerden oluşuyor yemek. Bol bol meyva ile destekleniyor. Ekmek, makarna, peynir, et, acı baharat, kahve, şeker,un, süt, yoğurt diettin içinde olmayan yemekler. Ve bu dietin içinde domates, ıspanak, avokado gibi besinlere de yer yok. Ama ne yalan söyleyeyim belki arasıra şikayet ettim ama aslında kendimi çok hafif ve enerjetik hissediyorum. Toilet problemim hiç olmadı. Arasıra bir iki kaçamak yapmak için köye inip bir fransız ekmeği yedim veya boş günümüzde 4 kız Angouleme’e gidip geçirdiğimiz dedikodulu, keyifli günde bir steak tartare ve dondurma yedim ama genelde burdaki yeme düzenine sadık kalmaya çalışıyorum.

Yemek sonrasında kendimize kalan 3 saatlik dilim ise çabucak geçiyor. Yapıcak çok sey var. Emaillere bakmak, sevdiğin ile skypelaşmak, kitap okumak, banyo yapmak, çamaşır yıkamak, hava güzel ise küçükte olsa havuza girmek derken zaman uçuyor. Bu arada burdaki bir diğer deneyim çıplak suya girmek. İlk önce ben herhalde çıplak girmem dedim kendime. Herkes anadan doğma çırılçıplak. Çekingenliğim ve rahatsızlığımla karşılaştım. Ama sonra açıkcası çıplaklar arasında giyinik olmak daha bir garip geldi ve çok düşünmeden çıkartırken buldum bikinimi üstümden ve aaa ne rahatmış ve hiç de öyle kimse birbirinin çıplaklığı ile iigilenmiyor. Ve doğal parçanın en rahat ve özgür hali gibi hissetmeye başlıyorsun.

Saat 4 gibi ise tekrar yoga çadırının içine giriyoruz. Bu sefer Olivia ile beraberliğimiz başlıyor.Daha soru cevaplı ve birbirimizin üstünden deneyimleyerek sabah işlediklerimizi gözden geçiriyoruz. 6 – 7 arası ise ikinci daha somatik bir yoga uygulaması yapıyoruz. Kimi zaman gözümüzü göz bandı ile kapatarak. Bir iki sefer çok klostrofobik hissettiğim oldu ama genelde çok farkli yaşadım bu deneyimi. Daha içe dönmeme ve tamamen dışarıdan etkilenmemek üzere kopmama yardımcı oldu.

Ve 7 tekrar yemek. Zaten sanki hep açım. Yemekleri büyük bir iştahla yiyorum. Bazen abartarak iki tabak yiyorum. Ama gariptir kilo almadığımı hissediyorum. Sanki hatta bedenim sıkılaştı, toparlandı. Zinde ve yaşam dolu hissediyorum. Ve genelde bazı akşamlar yine ya kadınlar toplarlanıp ahır bozuntusundan türemiş komün hayat için ayrılmış mekanımızda konuşuyoruz, ya film seyrediyoruz ( black book, kisses, jonny deepin filmi from hell ). Ve genelde 10.30 civarı çadırlarımıza uyumak üzere çekiliyoruz. Çadır tecrübesi hoşuma gitti. Sadece bir sabah çok çok soğuktu ve kat kat giydiğim halde üşürken buldum kendimi. Ama genel olarak bu taze temiz hava içinde doğanın binbir sesini dinleyerek uyumak hele bizim gibi şehir hayatından gelen kişiler için çok büyük bir nimet ve ayrıcalık gibi geliyor. Burda iklim tam kara iklimi yani gündüzleri genelde güneşli ve sıcak akşamları ise soğuk hatta bazen çokkkk soğuk oluyor. Akşamları 4 hatta 5 kat battaniye ile yatıyorum. Ama sıcacık ve rahat bir kabuk gibi geliyor battaniyeler. Bir kaplumbağa gibi hissediyorum sağlam ve sıcak bir ev içine girermiş gibi hissediyorum.

Ve bu şekilde günler katlana katlana geçiyor. İlk hafta yavaş daha doğrusu olmazı gerektiği gibi geldi ama sonra birden birşey oldu sanki ıkinci hafta uçtu gitti çabucak geçti. Daha bir ay İstanbul’dan uzaktayim. Özlemler oluşmaya başlamıssa bile ufak ufak burda olmaktan şimdilik mutluyum. Umarım daha çok yazma fırsatım olur. Çok yazmak istediğim şey var ama bazen zaman olmuyor. bazen tembelleşiyorum bazense içimden gelmiyor. İçimden geldiği gibi…..Hepinize sevgi ve selam, içinizden geldiği gibi…