Meditasyon Üzerine Kısa Bir Paylaşım

Meditasyon ve yoga ayrılmaz bütünlüğün birbirine bağlı iki parçası. Fiziksel yoga hareket halinde bir meditasyona dönüşmeye başlayan bir uygulama.

Oturarak yaptığımız meditasyonlarda, açık farkındalığımızın ışığı altında, zihni gözlemleyen, gözlemlediği yerden araştıran, araştırdıklarından öğrenen ve öğrediklerini özümseyen konuma getirerek, beden içindeki hislerine yöneldiğin yerde, içinde ne varsa derinliklerinde onlarla yüzleşip su yüzeyine çıkmasına yol vermek büyük bir rahatlamaya sebep oluyor. İçinde ne varsa….

Tabii ki de bu esnada zihnin bir sürü yargısı, tanımı ve yorumu ile de karşılaşıyorsun. Bütün bunları gözlemlemek kendinle başka türlü bir tanışmaya sebep oluyor. Alışkanlıklarınla, kalıplaşmış düşünce tarzınla, bilinçaltı koşullandırmalarınla yüzleşmeye başlıyorsun. Ve yüzleşmenin olduğu yerde rahatlama ile beraber bir dönüşüm ve değişime davet sunuluyor. Bir kere bir hocam meditasyon ‘ ben kimim ? ‘ sorusuna cevap bulmaya başladığımız bir uygulama olmaya başlıyor demişti.

Fiziksel yoga uygulaması sırasında, meditasyonlar ve mantralar vazgeçilmezlerim olmaya başladı zaman içinde. Kalp yolu… Meditasyon sessizliğinde ve mantraların ses titreşiminde içimde en zayıf noktalarıma dokunduğum ve savunmasız olarak açık ve çıplak kalmaya başladığım kadarı ile orda kalmayı ve kaldığım yerdeki yakınlığı seviyorum.

En son Godrey Devereux’nün yazın katıldığım eğitiminde, yoğun günümüzü 45 dakka meditasyon ile bitiriyorduk. Çadır içinde katkat battaniyelere sarılmış bir şekilde oturduğumuz o anlar hep çok değişken oldu. Bazen rahat, bazen zor, bazen gözyaşları içinde, bazen içimde bir huzur. Ama o an içinde ne oluyorsa, meditasyon sonrası, saat akşam 10 sularında, konuşmadan yıldızların altında, çadırlarımıza uyku yoluna girmek en büyük hediye gibiydi. Doğanın bütünlüğü içinde, doğanın sesleri ve doğanın tılsımı içinde konuşmadan atılan adımlar… Ve meditasyon ardından, hiçbir uyku problemi yaşamadan, uyku aleminin bilinmezliğine usulca dalmak ve o geçişi çok rahat yapabilmek çok kolay ve doğal oluyordu. Şöyleki meditasyon yapmadığımız bir gecenin ardından, bütün dış stimülasyonları aldığımız – aramızdaki konuşmalar, izlediğimiz filmin etkisi -ardından gerçekten farkı tatmıştım. O gece ne zor uykuya dalabilmiştim…

Bir keresinde de meditasyon çadırı içinde çok tatlı bir olay yaşanmıştı. Mum ışığı altında yanyana oturmuş bir halde, herkes aynı ayna gelmediği için, kişileri hissettiğin ama yanında kim olduğunu bilmediğin ve öneminin olmadığı o gecelerin birinde, meditasyon sonrasında gözlerimizi açtığımızda, kısık da olsa mum ışığının hafif aydınlatıcı etkisi altında, en arka sırada dizilmiş ve ses yapmadan oturan 6 kurbağa ile karşılaştık. Onlarda bizimle sessiz durarak meditasyon yapmışlardı adeta o gece. Gerçekten çok özeldi o manzara.

Herkese bol meditasyonlu, içe yaptığımız yolculuklar diliyorum.