Günebakanlar dergisi için

Sevgili yogini Selcan Bayramoğlu bir 10 gün önce evime geldi. Ve YED’in  (Yoga Eğitmenleri Derneği) yakında çıkaracakları internet dergisi, günebakanlar (http://www.gunebakanlar.com) için benimle aşağıdaki röportajı gerçekleştirdi. Yoga gün geçtikçe toplum hayatımızda gerçek kimliğini kazanmaya başlıyor. Ve bunun için özveri ile çalışan YED’e teşekkürler.

Teşekkürler Selcancım…

Türkiye’nin şu anda içinde bulunduğu durumda yoganın nasıl iyileştirici bir etkisi olabilir?

Bu soruya kendimden yola çıkarak örnek verebilirim. Cihangir’de oturuyorum ve gezi olaylarında herkes gibi, bir Cihangirli olarak birçok şeye maruz kaldım. Kendimi çok tehlikeli durumlara sokmadım ama ben de aktif olarak sokaklardaydım. Panik atak nedir bilmiyorum ama o zamanlarda kalbimin, ruhumun çok sıkıştığı anlar yaşadım. Böyle zamanlarda iyi ki yoga var dedim çünkü yoga içsel alanımıza dönerek dengelenmemize, yeniden merkezlenmemize, bütüncül bir şekilde şifalanmamıza yardımcı oluyor.

Tabi ki yoganın böyle bir işlevi yok ama yoga sence toplumsal anlamda bir değişime önayak olabilir mi?

Yıllar geçtikçe daha aktivist tarafım ortaya çıkıyor. Keşke daha çok kişi yoga yapsa. Bu dünya daha farklı bir yer olurdu kanaatindeyim. Çünkü yoga insan olmanın özüne bir davet. Kendi insanlığımızla karşılaşmaya başlıyoruz ve yoga aracılığıyla, davranışlarımızın, düşüncelerimizin, sözlerimizin yarattığı etkilere daha duyarlı oluyoruz. Hocam Godfrey’in dediği gibi bu yaklaşım, özümüzde olan, yaşamın özünde olan hassasiyeti, duyarlılığı, samimiyeti, açıklığı, cömertliği ortaya çıkarıyor. Bu yaklaşım zamanla diğerlerine, etrafımızdaki insanlara, sokaktaki hayvanlara, doğaya, ağaçlara yaklaşımımıza da yansıyor.

Yogaya genellikle fiziksel sebeplerden ötürü başlıyor insanlar. Bunların dışında ne tür etkileri var peki?

Yoga her şeyden önce sağlık. Bunu katmanlarına ayırırsak fiziksel, zihinsel ve ruhsal açıdan kişiyi şifalandırıyor yoga. Fiziksel sağlıktan kastım, yoga solunum sisteminden tut sindirim sistemine, dolaşım sisteminden tut kas iskelet sistemine kadar etkiliyor bedeni. Yoga ve meditasyon aracılığıyla aynı zamanda duygularımıza mesafe alarak onları daha sağlıklı bir biçimde gözlemlemeye başlıyoruz. Zihnimizin doğasıyla daha sağlıklı bir ilişki kuruyoruz. Kendini aynaladığın bir yer yoga matının üzeri. Duymak ve dinlemek, bakmak ve görmek ile ilgili yoga. Bu aynı zamanda korkularınla, zaaflarınla, engellerinle karşılaştığın zorlu bir yolculuk. Ancak şifa karanlıkta kalan şeylere ışık tuttuğun zaman beliriyor. Bunları ötelememek, oldukları gibi kabul etmek beraberinde değişimi de getiriyor.

Bu anlamda yogayı fitnesstan ayıran nedir?

Tamam fiziksel yoga uygulamamızda bedenimizle çalışıyoruz ama beden katman katmandır; fiziksel beden, zihinsel beden, duygusal beden… Doğu anlayışında, bedende bütün katmanlar içiçe geçmiş vaziyette ve etkileşim içinde. Bir duyguyu ötelemek fiziksel bedendeki sıkışmayla, ağrıyla ifade buluyor. En basit örneğiyle, diyelim ki bir şey söylemek istiyorsun ama içinde kalıyor, yutuyorsun belki ağlamak istiyorsun ama olmuyor. Bu çok fiziksel bir şekilde boğaz kaslarındaki bir sıkışmayla ortaya çıkıyor. Dolayısıyla yoga fitnesstır demek çok yüzeysel kalıyor. Üstelik yoga yaparken nefes katmanı da var, nefesinle hareket ediyorsun. Nefesin vurgulanmadığı bir yoga dersi düşünemiyorum. Spor yapan kişiler bedenleriyle yogada olduğu gibi bilinçli bir diyaloğa girmiyorlar. Yoga daha çok, nefesin de aracılığıyla bedeni dinlemeyi öğrendiğin bir farkındalık hali.

Yoganın Türkiye’de tabi ki bir geçmişi var ama özellikle son zamanlarda popüler oldu. Bunun daha duyarlı bir şekilde aktarılması, ifade bulması için neler yapılabilir?

Ben bir yogasever olarak ve yoga dersleri veren bir yoga öğrencisi olarak bana bu kadar şifa sunan ve dokunan bir anlayışı başkalarına aktarmaktan ve yoga aracılığıyla başkalarına dokunmaktan haz alıyorum. Bu pratiği diğerleriyle de paylaşan, sokaktaki insanlara ulaştıran yoga hocalarının daha çok dayanışma içinde olmasını diliyorum.