Kendini sevmek…

Yoga yolunu kalp yolu ve kendimizi sevme yolu olarak düşünüyorum.
Yoga annem Cyndi Lee yogaya başlayan bir kişinin şayet içine o ateş tutkusu düşerse, yogayı kendi ile aşka düşme hali olarak anlatmıştı bir keresinde. Ama bu aşk narsistik bir şekilde, kör bir aşk değil.

Kendimizi sevme yolunda ki ( çok basit gözüküyor ) ama uzun soluklu bir yolculuk bir çoğumuz için.

Kendimizi her halimiz ile sevmek. Özellikle istemediğimiz, bizi acıtan, görmezden geldiğimiz sözüm ona karanlık ve gölge taraflarımız ile barışmak demek. Kendimizi zaaflarımız ile, korkularımız ile, arzularımız ile, fantazilerimiz ile, öfkemiz, üzüntülerimiz ile sevmek, barışmak demek. Canı gönülden inanıyorum, kendi gölge taraflarımız ile barışınca, başkalarında gördüğün gölgelere de şefkatla yaklaşma potansiyeline erişiyorsun. O kişinin ışığını görmeye başlıyorsun. Kendi özvarlığımızı gölgeleyen ışığı. Kendini seven kişi, başkalarını olduğu gibi sevmeye başlıyor. Sevgi varlıktan gelmeye başlıyor. Ve bu çok özgür bir sevgi. Sahiplenici, kısıtlayan bir sevgi değil.

Kendimizi tüm geçmiş, şimdi ve gelecekte sevelim.
Kendimizi anlayalım, koşullanmışlıklarımız içinde, o günün şartları içinde, hepimizin çocukken geliştirdiği hayatta kalma stratejileri var. O günün gerçeği içinde belki gerekli idi. Ama o hikayeye tutunmamayı seçerek, yeniden anın gerekliliği içinde kalpten cevap veren bir yerde olalım. Tepkisellikten değil, cevap veren bir yerden olsun eylemlerimiz. Bu da gerçekten başlı başına bir öz farkındalıklı çalışma, ve tepkiselliği düştüğümüz zamanda yine dövmeyelim kendimizi.

Benim için yoga iletişim kurma sanatı. Somatik bir şekilde ilk olarak yıllarca unutmuş olduğumuz bedenimiz, beden duyumlarınız, nefesimiz ile iletişim kuruyoruz. Sonra katmanlarımız arası yolculuk derinleşiyor samimi ve çıplak bir şekilde. Duygularımız, düşüncelerimiz, ve varlığımız ile buluşuyoruz koşulsuz bir şekilde. Karanlıkta kalmış, unutulmuş, gölgede kalmış her bir yerimize ışık tutararak aydınlatıyoruz. Ve kendimizden başlayan bu yolculuk, başkalarına uzanmaya başlıyor.
Kendini sevmek, kendini şifalandırmak demek. Yaralarımızı sarmalamak demek.

Bu dünyaya deneyim için geldik. Burası en büyük okul. Gelişimimiz bütün deneyimlerimiz sayesinde ve araçılığı oluyor. Yüksek bilincimizin uyanmasına, bütün ilişkilerimizin şifalanmasına niyet ederek, kendimizi koşulsuz sevelim, sevgiyi almaya ve vermeye açık olalım. Kendini seven kişi başkalarını de gerçekten sevebilir ve sevilmeye izin verir.

Kendimi nasıl sevebilir ?
Hergün bugün nasıl hissediyorum, ve gerçekten neye ihtiyacım var diyebilelim.
Kendi hayır ve evetlerimiz sahip çıkarak, sağlıklık sınırlarımızı çizebilelim.
Kaybetme korkumuza rağmen, acımız ile hemhal olabilelim.
Sevme yolunda, sağlıklı, samimi, dürüst, açık ve güvenli ilişkiler kurabilelim.
Kendimizi her halimiz ile sevelim.
Kendimiz için birşeyler yapalım, şefkatli, besleyici, kapsayıcı, sevgi içeren.
Kendimize sarılalım.
Kendimizi affedelim. Kendimize cesaret verelim.
Yardım isteyelim, ve ihtiyaçlarımızı dillendirelim.
Acımızı hafifletmeyi öğrenelim.
Kendimizi açıklama ve doğrulamayı bırakalım.
Hata yaptığımız zaman kendimizi sövmeyelim. Deneyim dünyasında hatalarımızdan öğreniyor, ve gelişiyoruz. Ve kendimizi sevmeyi öğreniyoruz.
Uyandığımız zaman, aynada kendimize baktığımız zaman, her halimiz ile, yorgunluklarımız, kırışıklıklarımız, beyazlaşan saçımız ve gözümüzün derinliklerinde gördüklerimiz ile kendimizi doğalında sevelim, olduğumuz gibi, ve gülümseyelim. Bizimle hep beraber olan, en yakınımız olan kendimize.

Kanatlanıyorum
Uçmaya hazırım…
Toprak ana’yı hissederek
Ardımda bıraktıklarımın değeri ile,
Ayağım düz basmış, yamuk basmış
Pek derdim değil,
Düşeceksem düşeyim,
Dengemi kaybedeyim,
Biraz daha delireyim hatta
Korkmadan
Yeniden uçma cesareti ile,
Zihnimin yarattığı engellerinden sıyrılarak
Yeter ki yüreğimin gerçeğine sadık kalayım…
Hafif , açık
Yaşamın kırılganlığı içinde hassasiyet ile…