top of page
  • Yazarın fotoğrafı

BENİM GÜNÜM CUMA – SVADHYAYA



Bugün Cuma. Ve benim için özel bir gün…. Kendime vakit ayırdığım ve kendimle ilgilendiğim bir gün. O yüzden ayrı seviyorum cumaları ve olabiliğince cumaların bu ayrıcalığından ödün vermemeye çalışıyorum ve çalışıçağım diye kendime hatırlatıyorum sık sık. Kendimle kaldığım çalışma günüm cumaları. Dün akşam bir yerlere gitme olasılığını geri çevirdim. Sırf yorgunluğumu almak için güzel ve kaliteli bir uyku uyuyup, sabah erken kalkıp günüme başlayabilmek için. Günün ne kadar çabuk geçtiğinin bilinçine vardım bu yaşlarda yeni yeni. Sanki zaman eskiye göre çok daha çabuk geçiyor gibime geliyor. Çoğu zaman bir bakmışım günlük sorumluluklarım arasında gün pek de kendimi dinleyemeden, kendim için birşey yapmadan geçivermiş. O yüzden cumaları özellikle kendime yöneldiğim, kendimi dinlediğim, kendimle oyun oynadığım ve çalıştığım günler oluyor.

Bugünler genelde yoga uygulaması ardından, vereceğim eğitimlere hazırlık, harmonium pratiği yapmak, kitap okumak ve yoga ile araştırmalar yapmakla geçiyor. Hepside sevdiğim ve içine daldığım andan itibaren adeta zamansızlığın içinde yoğrulduğum zamanlar oluyor. Patanjalinin Yoga Sutralarında, Niyamalar 8 basamaktan oluşan Raja yoganın ikinci basamağını oluşturuyorlar. Raja Yoga, başka bir deyişle Klasik yoga, insanın ruhu ve zihni ve bedeni ile ilgilenip, kişinin gerçeği bulup özgürleşmesi ve aydınlanması yolunu araştırıyor. Ve Niyamalar kişinin kendi iç dünyası ile ilgili araştırmaları anlamına geliyor. Kısaca kişinin kendine olan sorumlulukları da diyebiliriz. Ve Niyamaların 4.üncüsü olan Svadhyaya kişinin, kendi kendini inceleme ve çalışması anlamında.Svadhyaya sanskritçe, genel olarak Hinduism’deki eski sprituel kitapların (Vedaların) çalışılması anlamına geliyor. Ama günümüzde birçok çevirmen bu kelimeyi sadece çalışma, araştırma, inceleme olarak çevirmiş. Benim de işte cumalarım özellikle kendi çalışma günlerim.

Bence, insanın kendiyle kalması bir ihtiyaç ve bir gereklilik. Kendimi bildim bileli kendimle vakit geçirmekten ayrı bir haz duymuşumdur. Örneğin New York’ta yaşadığım dönemlerimde tek başıma sinemaya gitmekten ayrı bir keyif alırdım, hatta bilhassa tek başıma gitmeyi tercih ederdim çoğu zaman. Bir başkasının etkisi altında kalmadan, o filmin hikayesinin içine girip, duyumsamak, hissetmek ve o dünyanın bir parçası olmak çok hoşuma giderdi. Tek başıma yürümek, yürürken düşünmek ve dinlemek, yürüdüğüm yerlerin kokusunu ve tadını almak hep çok sevdiğim aktivitelerdi. İşte cumalarım kendimi dinlediğim ve düşündüğüm zamanlar.

Bu koşuşturmalı şehir hayatlarımızda hepimizin kendini dinlediği ve kendini araştırdığı zamanlar diliyorum.

2 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Kendimce...

bottom of page