top of page
  • Yazarın fotoğrafı

SÖZÜN BİTTİĞİ YER…



Cennet köşesi kaz dağlarından yeni geldim… Ama tam olarak gelmiş sayılmam… Ruhumun bir parçasını orda bırakmışım gibi hissediyorum…

Öyle yoğun, fiziksel ve duygusal olarak karmaşık, derin ve yorucu, ama bir o kadar da besleyici, şifalı bir yolculuktu ki yine kendimi İstanbul’da yalnız buldum. Orda doğanın kucağında ve güzel hızır kampı ailesinin gönülden misafirverliği içinde ve herşeyle herşeye rağmen tam hissediyordum. Şimdi ise hep biraz eksik….Neler neler yaşanmadı ki, ve nasıl burda sözlerle anlatmaya çalışıcağım bilemiyorum… Açiz…..

Bir akşam yogasından çıkmış, 10 numaralı favori kaldığım ağaç evime üstümü değiştirmek için giderken, biraz uzaktan gelen müzik sesine kapıldım. Sesin büyüsü ile adım adım yaklaşmaya başladım ve tüm cesaretimi toplayıp, Ahmet’in meditasyon köşesinde müzik yapan Lari, Hüseyin ve Ahmet’in arasına sessiz bir şekilde iliştim. Baktım arkamdan oda arkadaşım sevgili Fatma’da gelmiş. Hatta biraz sonra sevgili Belma….Ve orda o müzik içine teslim olduk hep beraber. Gözler kimi zaman açık, kimi zaman kapalı, kimi zaman vurmalı çalgının sesi kalp ritimlerim ile karışık, kimi zaman boğazımda biriken bir yumru veya gözümde beliren gözyaşı damlası ile. Çalgıcılar çalgıları ile bir oldular….Birlikte inanılmaz bir ahenk içinde iç içe girerek kalplerini konuşturdular enstrümanların araçılığı ile. Zamanın yine durduğunu hissettiğim orda özgürlüğü, genişliği, köklendiğimi, uzadığımı, eforsuzluğu hissettim. Ve en önemlisi sözsüzlüğü…. Hiçbir şeye gerek yoktu. Hiçbir söze… Aslında sözün bittiği yer boyutunda kalmak istedim. Çalgıçılar doğal bir şekilde çalgılarını susturdukları an onlara şükranla baktım. Teşekkür etmek çok yetersiz geliyordu. Aradan geçen birkaç sessiz dakikadan sonra Ahmet nihayetinde konuştu: “Bu sene girdiğim en derin meditasyondu” diye. Bu hediyeyi bana yaşattığı için Evren’e minnettar akşam yemeğine katıldım. Herkes konuşuyordu şen şakrak. Ben yine dilsiz kaldım biraz biraz. Söze gelmek zamanımı aldı.

Günlerin birbirine karıştığı, zaman kavramından yoksun yaşadığımız o gün nehir’e inerken karşımda beni çok etkileyen bir tablo gördüm. Bade kocaman bir ağaca sarılmış ve ağacın teni kendi teni ile içice geçmiş bir şekilde ağaçı dinliyordu. Adeta ağaç olmuştu o birkaç saniye. Ve bana öyle bir ilham verdi ki bu etkileyici manzara, ertesi sabah su kenarında doğanın bütünlüğü içinde meditasyonumuzu bitirdikten sonra, eğer dileyen varsa bir ağaç bulmasını ve ağaca sarılarak birkaç vakit geçirmelerini önerdim. Ya da biri ile gerçekten kucaklaşmalarını kalpten gelerek söze gerek kalmadan biraz kalmalarını söyledim.

Ve bu bütünleşmeden sonra Yeliz’in paylaştıkları bana çok dokundu. Yeliz’den rica ettim. Blog’umda hissettiklerini paylaşmak istediğimi söyledim. Yeliz’in kaleminden aktarıyorum :

İş hakikaten soru sormakta!!! Çünkü eğer yürekten arıyorsan o cevabı ve vaktin gelmişse eğer, illa ki alıyorsun yanıtını…

Bu inançla Göl’e yatay bir şemsiye gibi uzanan ağaca sarıldım ve başladım onunla konuşmaya. O kadar uğraşmama rağmen hala köklenemiyorum ama sen? gövden yan yatmış olsa bile nasıl da sağlam duruyorsun öyle? Bana da söyle, ne zamandır bu kadar iyi köklenebiliyor ve nasıl da bu hal’ini muhafaza edebiliyorsun? Sarıldığım ağaç yada içimde zaten salınan o ağaç dile geldi adeta : – “Yağmur yağınca kaçmadım, güneş yakınca kapanmadım, Gövdeme sığınan her türlü kurda kuşa yuva oldum düşünmedim beni Kullanıyorlar diye. Davetsiz misafilerim oldu, bastılar üzerime çıktılar tepeme ama onlara da açtım kendimi, hem korumaya da çalıştım dallarımla hepsini, Bak şimdi bana sormadan sarılan sen de, diğer hepsi gibi yardım ediyorsunuz aslında daha da derine köklenmeme, Soruyorsun ya bana nasıl diye? İşin aslı Kabul’de ve Teslimiyet’te.

Gelen’i Gönderderen’den şifa kabul ettikçe köklendim ben yerime, ve bak yatay dursam da yerinmiyorum başım dik değil diye.”

Soruların yanıtı içimizde ama içremiz açığa cıkmalı önce…. Sarılacak ağaç ve sorulacak sorular içimizdeki yanıtlar kadar. Yeterki gönülden isteyelim. Öbür türlüsü yük çünkü ve hatta küfür’ün ta kendisi….

Sevgiyle,

mey

1 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Kendimce...

bottom of page